Bir Varmış Bir Yokmuş…

       Çok ama çok eskiden fi tarihinde yaşamış insanoğlu bu köyde, oymuşlar koca taşları kah yaşamışlar bu taşların içinde ! kah gömmüşler ölülerine buralara. İlk çağın! Anadolu medeniyetlerini, Candaroğulları kültürünü taşımış bağrında yıllarca.
Güneyinden ırmak (Soğanlı çayı) denecek kadar büyük bir çay akmış durmuş, sağına soluna zarar vererek yıllarca… ne ova bırakmış ne bağ ne bahçe,, bir tek su değirmeni varmış küçücük ! şirin mi şirin bir ovanın (Aş. Değirmen yanı) köşesinde. Uğraş vermişler nice yıllar atalarımız susmasın, dönsün koca taş öğütsün buğdayları diye, Canlarda vermişler bu uğurda. Zaman gelmiş almış götürmüş ovasını, değirmenini, azınca koca cüssesi çayın, çekmiş köylü ayağını bu ovadan da.
Ya köyün ortasından akan şirin deresi…. Çağıldaya çağıldaya akmış, durmuş yıllarca güzelliğiyle, zaman zaman azmış oda çay gibi! Her sağanak yağmurdan sonra geçit vermemiş karşıdan karşıya.
Ha bir zamanlar ipek yolunun geçtiği de söylenir köyün hemen üst sınırından… Doğru ise var hala kalıntıları, kavimler göçünden sonra Türkmenler yerleşmiş köyümüze.
1300’lü yıllarında yapılmış camisi adete devamı Safranbolu ilçesinin yok olmuş adı kalmış tarih kokan beldeleri ile.. Köşklü pınarı, Kara cini, Boğmak taşı, Aslantaşı, Kilise bağı ve kesabağı.
1940 yıllarda tanışmış telefonla bu köy, lakin yok olmuş 1960 lı yıllarda. Patika bir yoldan giderlermiş toprakcuma pazarına, Nihayet 1960 yıllarda kavuşmuşlar toprak bir yola, sevinmişler asfalt gibi. Yine o yıllarda köhne bir ahşap okuldan betonarme bir okula kavuşmuşlar, (O dönemin Öğretmenlerinden Sayın Ramis ACAR’ı da hatırlamadan geçemedim sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum) lakin yıllar yılı bir daha uğrayan olmamış bu güzelim köye, pardon politikacılar uğramışlar belli dönemlerde.
Çoğalmış nüfusu köyün ortaokul ihtiyacı olmuş, fakat oda gitmiş ellerinden civar bir beldeye “Öz evlat, üvey evlat misali”
Nihayet 1980 yılların sonlarında tanışmışlar elektrik ile ama ne yazikki oda sık sık kesilirmiş tesadüf ya özellikle kurban bayramlarında. (Elektrik gelmiş gelmişte. Elektriğe kavuşmak için yaşlısı genci o güzelim o günkü insanlar elektrik direklerinin yerini bizzat kazmışlardır. Müteahhidin yapacağı işler kapsamında olmasına rağmen. yeterki elektrik gelsin diye. Ya şimdi)
Zaman geçtikçe bir bir terk etmiş gençleri, orta yaşlıları köyü, bir iki genç, biraz orta yaşlı ve emeklileri kalmış 21. yüzyılda o güzelim köyümüzde.
Su içinde yüzen köyün içinde SUSUZ varlık içinde yokluk misali. .. bakraçlarla, güğüm ve yayıklarlar taşımışlar içecek bir damla suyunu. Ak saçlı nur yüzlü dermanı kalmamış nineler, oflaya, puflaya taşımışlar yıllarca bulaşık sularını. Hep yalvarmışlar ne olur ölmeden görsek evimizde su aktığını diye. Ama nafile duymamışlar feryatlarını, fakat dinleyende olmamış bunca yıl. Bir değil 5 ömür geçmiş sayıklaya sayıklaya. Ölmüş gitmiş ninelerimiz, analarımız, babalarımız ve dedelerimiz bu suyun bolluğunda hayallerine kavuşamadan.
Çok mu şey istemişler bu güzelim insanlar yıllar yılı büyüklerinden. Yol, su, elektrik, telefon, vb. ihtiyaçlar. Yani insanın insan gibi yaşayabileceği bir ortam.
5-10-20-30-40 sene beklemişler, sabırla kavuşmak için bunlara, ama bitmiş tükenmiş umutları. Tak demiş canlarına, umutlarını bağlamışlar çiçeği burnundaki İl’e, büyük uğraşlardan sonra malum olduğu üzere bağlanmış Safranbolu İlçesi Karabük İline.
(Bu arada, bu yolda uğraş ve katkı veren ancak Karabük’e bağlandığımızı göremeden gözlerine hayata yuman Zühtü ÇETİNZAFER (Zühtü kabağa) ‘e, ve tüm geçmişlerimize Allahtan rahmet diliyorum. )
O güzelim insanlar köye üçbeş metre boru, çimento vb. maddi değeri çok düşükte olsa devletten aldıkları yardımı tüm köy katkısı (maddi ve iş gücü) ile yapıverirler ve çok mumnun olurla idi. Köye bir memur geldiğinde, gelmezdi ya, ancak suni tohumlama ekibi, ormancı vb. üç beş memur uğrarsa uğrardı. Benim köylüm bir misafirperverlik edası ile o insanlara gerekenler yapılırdı.
Daha neler yapılırdı. Yukarıda örneklerini saydığım gibi İnsan gücü ile yol, okul kısaca her şeyi yapardı veya en azından yapmaya çalışırdı.
Daha da ötesi insanlar birbirini sayar, sever ve birlikte bayramlar yapardı.
Ya sonra no oldu derseniz bağlanınca Karabük İline, O güzelim köye İlin Valisinden, Garnizon Komutanına kadar tüm İl ve İlçe Müdürleri geliverdi bir gün köyümüze ansızın. Dinlediler yılların birikmiş sorunlarını dertli ve çilekeş insanlardan, görkemli bir tören anında.
Dertleri ve sorunları dinleyen Vali bir bir not alıyor ve bir taraftan da konusuna göre müdürlerden sorunların çözüm şeklini ve tarihini gün olarak istiyordu. Kaç ayda veya günde çözeceksiniz diye.
Ve adım atılmış idi. Hızlı başlandı çalışmalara, içme suyu, yol, elektrik hatlarının yenilenmesi, cızırtıdan görüşülemeyen telefon hat ve santralinin yenilenmesi vb. Hızla değişiyordu köyümün çehresi, imrenmeye başladılar civar köylüler. Çalışkan bir muhtar ve arkasında büyük bir desteği olan köylülerimiz kenetlenmişti birbirine.
Tabii ki sorun ve istekler bitmezdi. Ama o güzelim ömürleri yetmeyen insanların en büyük istekleri bir biri oluvermişti.
Ya yaşayanlara ne oldu derseniz ha onlarmı, O geçmişi hafızalarından silivermişlerdi. Köye üç beş yılda bir memur geldiğinde elpençe duran saygılı o insanlarmı,
Şimdi haftayı geçmiyor ki köyümüze devlet görevlisi, müdürü kaymakamı gelmesin hatta Valisi. Eeee ne oldu diyeceksiniz. Önce köye gelenleri, misafir edası ile karşılama hasletini kaybediverdik. Umursamaz ve birbirimizin kuyusunu kazar olduk….
Daha önce bağlı bulunduğu ilçede örneğin bir nüfus cüzdanı değiştirmek için birkaç defa gidilirdi İlçeye, ya şimdi anında işini görür oldu insanlarımız. Ama çoook çabuk unuttu geçmişini.
22 Yaşımda idim Aşağı Güney Köyü Güzelleştirme Derneğini kurduğumuzda Kazım TÜKEL (Minübüscülük yaparak yıllarca aşağı güneyin kahrını çeken ) amca ile 10 yıl boyunca sürükledik bir şekilde ama ne oldu diyeceksiniz. 10. yılında bir sefer kongresine katılamadım başkan adayı bulunamamış 164 hanelik köyde. Kolay bir yol bulmuşlar, almışlar kapatma kararını kapatıvermişler. Belki o dönemi bilmeyen genç neslimiz vardı. Ne yaptınız dernek kurdunuz diye bir soru gelebilir. Derneğin yaptığı aklıma hemen gelen hizmetleri önce mahallemize cami, lojman, köyümüz camisinin yanındaki O dönemde kuran kursu olarak, şimdi ise yemekhane ve lojman olarak kullanılan binanın dış cephe sıva ile boyası vb. çalışlar yapılmıştı. Bunları niye yazıyorsun diyenler olabilir.
Günlük köyümün sitesini birkaç sefer giriyor ve özellikle konuk defterini bir bir okuyorum. Bu güne kadar da yazımı yazmayı beklettim. Çünkü görmek istedim. Köyümün özellikle genç neslin bakış açılarını, heyacını.
Aziz YOLDAŞ’dı sanırım dernek kurmamız lazım diyordu. Evet dernek köylümüzü köyde ve gurbette duran insanları bir araya getirmeye sebep olabilecek çok büyük bir etkendir diyorum. Umarım aziz kardeşimin sesine tüm gençler kulak verirler ve başarırlar.
İnanın her bir konuk çok değerli şeyler yazıyor. Bu güzel düşünceli köyümün insanları özellikle gençleri biran evvel bir araya gelin en azından yılda bir defa, örneğin yılın bir gününü köyde buluşma günü yapın. Aklıma hemen engin ve sefanın çıraklar şenliğindeki turnuvaya atıfta bulunduklarını gördüm. Benim köyümün insanı da hem orada tüm etkinliklere katılmak ve hemde köyde buluşmak üzere aynı tarihi belirleyebilir diye düşünüyorum bu yalnızca aklıma hemen gelen bir fikirdir.
Varmasınız bu seneden başlayalım, haydi gurbetteki köylülerimiz 09-10/Ağustos 2008 günleri köyümüzde buluşalım veya belirleyeceğiniz bir tarihte.
Turgut kardeşim gelelim sana, o güzelim çok ama çok sevdiğim köyüme, özellikle rahmetli annemin sağlığında bir gün iznim olsa bile köyde geçirdiğimi sende çok iyi bilirsin. Ama yukarıda da belirtmeye çalıştığım bazı nedenlerden dolayı inan köyüme küstüğüm bir anda köyümün sitesi ile çıkıverdin karşıma. Bu hizmeti başlatmakla, insanlar arası köprü olmak ile ne çok bir hizmet yaptın. Çok büyük övgüler aldığını görüyorum. Daha çoklarına layıksın. Allah yar ve yardımcın olsun.
Şimdilik sonuç olarak; birkaç sözüm daha olacak, ben çok sevdiğim köyümden bazı hizmetlerin getirilmesinde hizmet getirmek isteyenlerin yalnız bırakılmasından ve yanlış anlaşılmalar yüzünden soğudum.
Köyünü sevenlere, özellikle gençlere sesleniyorum. Turgut kardeşimiz bir çığırı açtı siz siz olun destek olun. Yalnız bırakıp küstürmeyin kimseyi ama hiç kimseyiki hizmetler çığ gibi büyüsün.
Umarım bu hizmetler daha da ilerilere gider. Çok daha değişik hizmetleri yapmanıza vesile olur. Şimdilik son söz olarak bir birinizi sevin, sevin, sevin, ve sayın, birlik beraberliğinizi bozmayın diyor. Köyünü sevenlere selam ve saygılarımı sunuyorum. Ayrıca Şenol hocama da saygılarımı sunuyorum.

Şerafettin KELLECİ
İl Yazı İşleri Müdürü
Karabük Valiliği