Amca Oğlunun Kaleminden Amca Oğlu


Koca bir ömrü 37 yıla sığdırdı Güngör KUŞCU. Hani bir söz vardır hızlı yaşa genç öl. Belki de bu söze uyan bir durumdu onu  hayatı. Benim hayat yol çizgimi belirlememde onun rolü ziyadesiyle vardır. Tuttuğum takımın Fenerbahçe olmasından Safranbolu’da ikamet etmeme kadar kararlarımın birçoğunda etkili olmuştur.

Gönlü geniş hayalleri küçüktü. Fazla bir beklentisi yoktu hayattan. Şan şöhret peşinde de değildi. Arada sırada sayısal, iddaa oynar yılbaşlarında milli piyangoyu kaçırmazdı. İstediği tek şey kapısının önüne beyaz doğan araba ve eşi, çocukları için huzurlu bir hayattı.

Bunu gerçekleştirmek için işin her türlüsünde çalıştı. Bir süre Safranbolu Devlet Hastanesinde görev yaptı. Çalıştığı süre içersinde kayıt defterinde gerek köylüsü gerekse bir yakının ismini görürse onu bulur ve yapabileceği her türlü yardımı yapardı.Ekmek aslanın ağzından midesine inmişti. Hayat zordu sonunda olmadı gurbete çıktı. Ama hayatın kumar olmadığının farkına bir türlü varamadı. Sağlığının en büyük sermaye olduğunun farkına vardığında ise illet hastalık çoktan vücudunu sarmıştı. Yakınları yalancı bir cennet oluşturdu etrafında. Sonunda başardılar. Her gün birkaç kişinin hayata gözlerini yumduğu ONKOLOJİ servisinden taburcu olabileceğine inanmıştı.  Sayılı günler hızla geçerken biricik eşi, çocukları, anne – babası, abisi, yengesi, yeğenleri ve hatta Safranbolu’daki komşuları ve hatırlı dostları   yalınız bırakmadı. Hastane her gün bir başkasını ağırladı.

Sekiz ay kadar süren mücadele döneminde yemek adına sadece istediği torba yoğurdu oldu. İzmit’te gezilmedik yer kalmadı. 2 gün sonra bir köy   pazarında bulundu. Kaşık kaşık birde güzel yedi ki. Dedim ya yalancı cennet kurmuştuk etrafında diye. Belki de kendimizi kandırmıştık. Ölümün soğuk yüzünün günden güne yaklaştığının farkındaydı belki de. Sürekli, istediği halde gelemeyenlerin eski arkadaşlarının ismini söyler onları anlatırdı.

Sayılı gün çabuk geçti. Ruh ile bedeninin ayrılmasına saatler kala doktoru her şeye  hazırlıklı  olmamızı söyledi. (Babasının dilinden) Aklımız karıştı ama bir şey ima ettiği belliydi. Göngör herkesi yanında istedi. Ben ve eşi hastanedeydik. Evden annesi geldi. İstanbul’dan  abisi, yengesi ve dilinden düşürmediği yeğenleri. Ama herkes aynı görüşteydi. Yüzü gözü bir başka güzeldi. Sanki iyileşmiş gibi neşeli biraz daha dinç duruyordu. Gece geç saate kadar sohbet ettik. Sonra ne olduysa bir durgunluk başladı.

Sabah ezanına sayılı dakikalar vardı. Annesini ve eşini yanında istedi. Çağırdım geldiler. Eşine seslendi. Beni öp dedi ve eşi öptü. Kafasını sağ tarafa çevirdi. Annesi seslendi tepki vermedi. Ardından annesinin oğul diyerek feryadına camiden imamın ezan sesleri karıştı. Cenab-ı Allah  2 Mayıs 2010 günü sabah ezanıyla verdiği emanetini geri aldı. ALLAH rahmet eylesin.