TATİL , YENİ MECLİSTEN VE HÜKÜMETTEN BEKLENTİLER ÜZERİNE…

Hepimizin bildiği üzere, önümüzdeki 5-10 gün içinde, Ülkemizde yaşayan herkesi az yada çok , bir şekilde etkileyecek iki önemli gelişme olacak. Bu gelişmelerden ilki genel seçimlerin yapılması ve sonuçlarının ortaya çıkması, ikincisi de okulların yaz tatiline girmesidir.

Okulların tatile girmesiyle, okul yolları ve sokakları tenhalaşırken; eğitim öğretim ile ilişkili bir çok ekonomik faaliyet bu durumdan olumsuz etkilenecek; onlar da tatile girecek. Buna karşılık iç ve dış turizm haraketlenecek, olumlu etkilenecektir.

Okulların tatil olmasıyla, bir çok aileni çocuklarına endeksli günlük yaşam programları da değişecek; çokları da, maddi imkanlarına, ilgi alanlarına ve yapacakları zaman ayarlarına uygun olarak, tatil bölgelerine ve tatil yerlerine akın edecektir. Köylerden kentlere göçüp de henüz tam kopmamış olanlar ise, daha çok, tatil ya da özlem gidermek, beklide, az- çok bir şeyler üretmek için köylerine, kasabalarına gelecektir.

Benim öğrencilik yıllarımda köy okulları şehir ve kasabalardaki okullardan bir ay kadar erken kapanırdı. Kapanınca da çocuklar tarlaya ya da içinde iki,üç yufka ekmek; bir,iki yumurta, bir baş soğan gibi ( bazen de katıksız) azık çıkınları ile hayvan gütmeye, otlatmaya gönderilirdi.

CEPLERE, BANKAMATİK KARTLARINA GEREKLİ YÜKLEMELER, İYİ ZAMANLAMA VE PLANLAMALAR YAPILMADIKCA; ÇANTALARA, VALİZLERE GEREKECEKLER KONULMADIKÇA İYİ TATİL OLMAZ!

Şüphesiz, okullar tatil olunca , tüm aileler çocuklarını alıp tatil yerlerine, yazlıklarına koşacak imkanlara sahip değildir. Günümüzde de ,okullar tatil olur olmaz, (bazıları da tatil olmadan) ,tarlaya gitme, hayvan gütme olmasa da, ailelerine katkı için ağır işlerde bile çalışan, çalıştırılan, çocukluğunu yaşayamayan pek çok çocuğumuzun olduğunu da biliyoruz. Onlara daha çok selam olsun!

Bilindiği üzere, her iş de olduğu gibi , tatil için de iyi bir plan,hazırlık, bütçeleme, zamanlama; ceplere, bankamatik kartlarına ,çanta ve valizlere, yeterli tür ve miktarlarda yüklemeler yapılmaz ise tatil olmaz. Olsa da tatilden, dinlenmeden çok, yorgunluğa, sıkıntılara neden olması kaçınılmaz olur.

İnsan doğası , ( ana, baba, eş, çocuk sevgisi gibi sevgiler hariç!) her konuda, monotonluktan, tekdüzelikten sıkılır yorulur. Çok sevdiğimiz bir yemeği bile devamlı yemek, sevdiğimiz bir müziği devamlı dinlemek, sevdiğimiz bir iş de olsa, hep aynı işi yapmak bile insanı sıkar, yorar, mutsuz kılar.

1992 öncesi dönemleri, Üniversitenin geçmişi olarak görülmese de ,BEÜ’nin başlangıcını oluşturan Mühendislik Akademisi döneminde, Akademi Başkanlığı yapan,( kendisine yardımcılık da yaptığım) rahmetli hocamız Prof. Suavi EYİCE’ye , bir gün , bir konuda sıkıldığımı ve yorulduğumu ilettiğimde, yaşımı ve boy ölçümü sormuş ve ardından, 60’ın üzerindeki yaşını da söyleyerek,” Benim kitaplarımı üst üste koysak senin boyunu geçer!” demişti. ( Boyum 1.60 civarında değil de 1.80-1.90 olsaydı yine de geçer mi idi bilemiyorum!).   Aynı zamanda, dönemindeki Yıldız Teknik Üniversitesinin önde gelen hocalarından olan Akademi Başkanımızın, özellikle, Gemi Makinaları ile ilgili, dolu tuğla kalınlıklarında, çok sayıda kitabının olduğunu ilgililer de hatırlayacaklardır.

Ben de kendisine “Hocam hem idari görevlerinizin hem de yoğun eğitim –öğretim faaliyetlerinizin olduğunu biliyoruz. Bu kadar yoğun işlerin üstesinden nasıl geliyorsunuz? Nasıl bu kadar üretken olabiliyorsunuz?” diye sormuştum.

Bu soruma “ Evladım, ben Senjozef Fransız lisesinden mezunum. Orada, çoğu papaz olan hocalarımız bizlere, sevdiğiniz bir iş, uğraş bile olsa , aynı konu ile bir saatten fazla meşgul olmayın, uğraş konunuzu değiştirin, ara verin derlerdi. Ben de hayatımda, bu nasihate hep uydum. Aynı zaman diliminde birden fazla iş ile ilgilendim.”mealinde bir yanıt almıştım. ( Ancak onun bu sözlerine ve sıkıcılığını bilmemize rağmen, günümüzde de devam ettiğini sandığım gibi, ders programlarına, üç- beş saat ard arda matematik, fizik, kimya gibi zor dersleri koyduğumuz çok olurdu!)

Sözün özü, tatil de aslında, mekanda, mekan dışı ortamlarda, yemede, içmede, çevrede bir değişiklik, farklılık yaratma etkinliği olarak değerlendirilebilir.

JAPON TURİSTLER GİBİ OLMAK ONLAR GİBİ GEZMEK İSTERDİM

Bilirsiniz, Japon turistler, genelde “ Güneş ,deniz, kum; her şey dahil “ türü tatil ortamlarından hoşlanmazlar. Daha çok, tarihi ve kültürel değerleri, müzeleri , sanat ürünlerini kapsayan kültür turizmini tercih ederler. Bu tercihlerinden Safranbolu da, az, çok nasibini alır ve epeyce Japon turist gelir. Onlara boyunlarında çantaları, ellerinde gezi kitapları ile , umulmadık yerlerde , ara sokaklarda rastladığınız olur. Bazen , karşılaştıkları bir vatandaşa, sokak sakinine sordukları sorulardan, gezip görmek istedikleri mekanlarla ilgili olarak, bir Safranboluludan, hatta,sokak sakininden daha fazla bilgili olduklarını görür, anlarsınız. Helal olsun böyle turiste, turistik gezmeye!

Gezmeyi, değişik coğrafyaları, kültürel değerleri görmeyi çok sevmeme rağmen, gezip görmek istediğim yerlerle ilgili bilgilenmeler konusunda yeterince hazırlıklı olma alışkanlığım olmadığı için, bu tür yerlerdeki tarihi ve kültürel değerleri ,yanımda bir bilen yoksa; bir süre, kuru ve yüzeysel bir hayranlıkla seyir eder , hemen sıkılmaya, yorulmaya başlarım.

Bu nedenle de, Roma, Berlin, Viyana, Londra gibi sanat ve kültür ürünlerinin yoğun olduğu yerlerde gezip dolaşmaktan, kısa sürede, yorulduğum, sıkıldığım çok olur. Ancak, az, çok bilgilenerek ve ilgilenerek, ülkemizin kültürel ve tarihi değerlerine, sanat eserlerine öncelik vererek, Japon turistler gibi gezmemiz; onlar gibi olmaya gayret etmemiz gerektiğine inanıyorum.

KARADENİZLİ, SICAK YAZ AYLARINDA , TATİL İÇİN AKDENİZE NİÇİN GİDER?

Bu arada, , kışın fazla üşütmeyen soğuğuna, yazı fazla yakmayan güneşine; bulabilirsen, uygun zamanında tadına doyum olmayan denizine, yaylasına, yeşiline alışık bir Karadenizlinin kavurucu yaz sıcaklarında, tatil için güney bölgelerimize gitmelerine, paralar ödeyerek, kendilerine işkence edercesine ( sözüm ona!) tatil yapmalarına hiç aklım ermedi, hala da ermiyor!

Bu satırların yazarı, yaz aylarında tatil için Güney’e gitmez ama Safranbolu’ya 30 Km uzaklıktaki , adı “GÜNEY” olan köyüne sık ,sık gider. Soranlara da Güney’e gittiğini söyler ve gidenler gibi , havasını da atar! Köyünde, şimdilerde adı “Güney Kafe” olan köy kahvesinde oturup , tamamına yakını emekli, aylıklı olan köylüleriyle birlikte olmak , onların ilgisini,sevgisini yaşamak; çocukluğunun geçtiği ortamlarda bulunmak, Soğanlı Çayı Vadisinde , kırlarında, tarlalarında yürümek, onu Paris, Londra, Newyork , Sidney, Marakeş sokaklarında dolaşmaktan daha fazla mutlu eder.

KÖYLÜLERİMİN YENİ MECLİSTEN VE HÜKÜMETTEN BEKLENTİLERİ

Bu arada, kısa bir süre önce yine köyümde idim. Onlarla sohbet ettim. 200 kadar seçmeni olan köye,her gün çok sayıda gelen, giden partililer oluyormuş. Genelde hangi partiye oy vereceklerini bildiğim için, kendilerine parti ayrımına yönelik bir sorum olmadı ama, seçim sonrasında oluşacak yeni meclisten ve hükümette beklentilerini sordum . Burada onlardan bazılarının söylediklerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Birisi, “Hocam, eski köy odası kapanıp önce kahveye , ardından kafeye dönüştükten, tüm dul hanımlar maaşlı olduktan, alt kattan üst kata telefon ile görüşme devri başladıktan, köye manav arabası geldikten; kızlarımız inek sağmasını, yufka açmasını unuttuktan, internete girmeye başladıktan; demleme çayın yerini sallama çay aldıktan; evlere koltuk ,kanepe, uydu anteni girdikten sonra köy köy olmaktan çıktı. Çalışmayı, ekmeyi, dikmeyi unuttuk.”Devletten aylık Allahtan sağlık!” Maaşlar geliyor, herkes yan gelip yatıyor. Bu böyle devam etsin başka bir şey istemeyiz! “

İleri yaştaki bir diğeri” Hocam, bilirsin senin çocukluğunda köyümüz 120 hane idi .Kış günleri köy odası dolar, oturacak yer bulunmazdı. Herkes oturup kalkacağı yeri bilirdi. Birisi konuşur diğerleri dinlerdi. Orada hiç kavga, gürültü olmaz; insanlar birbirine hiç hakaret etmez, kötü sözler söylemezdi. Şimdilerde Meclisimizde bizim köy odasında bile görmediğimiz kavgaları, duymadığımız seviyesiz sözleri duyuyoruz. Parti başkanlarının bile birbirlerine söylediklerini duyunca, insan üzülüyor. Onlar orada öyle olursa buralarda vatandaş nasıl olur? Böyle durumları görmek, duymak istemiyoruz vb.”

Bir başkası “ Ben Karabük’te Oturuyorum. Devir değişti, her şey değişti diyorlar. Ama büyük harcamalar yaparak, işinden, gücünden alarak, binlerce ,on binlerce insanı meydanlara taşıyıp mitingler yapmalar; caddeleri, sokakları panayır yerine çevirerek,bağırıp çağırarak etrafı rahatsız etmeler yıllar öncesindeki gibi devam ediyor. Bu kadar televizyon kanalı, gazete, internet vesaire var iken yıllar önce yapılanlar gibi seçim kampanyalarına ne gerek var? Bu kampanyalar Avrupa’da, Amerika’da böyle mi yapılıyor?”

Bir başkası,”Geçim şartları yüzünden insanlar köyde durmuyor. Herkes büyük şehirlere gidiyor. Oralarda asgari ücretle, kötü şartlarda yaşamaya çalışıyor. Zaten küçük olan tarlalarımız, bölüne, bölüne küçüldü.Karın doyurmaz oldu. Boz kaldı orman oldu. Kazara birisi köye dönmek, köyünde bir mesken yapmak istese yapacak yer bulamıyor. Uygun tapulu arazi, ruhsat, pek çok şey isteniyor. Ormana; orman, hazine arazisine tecavüz deniyor, başına gelmedik hal kalmıyor. Köye dönüşü teşvik edecek, karın doyurmayı sağlayacak imkanların yaratılmasını bekliyoruz.”

Gurbetten gelen birisi,” Tabiidir ki işsizlik azaltılmalı, çözüm işi tamamlanmalı, başkanlık sistemi mi? başbakanlık sistemi mi ? bunun adı konulmalı, Devlet mutlaka israftan kaçınmalı..”

Köylülerimin söylediklerinin tamamına burada yer vermem ve söylediklerine katılmamam mümkün değil. Tatil yapacak tüm öğrencilerimize ve ailelerine iyi tatiller; 7 Haziran seçimlerinin ülkemiz, milletimiz için hayırlı sonuçlar doğurması, köylülerimin beklentilerinin gerçekleşmesi dileklerimle.

Şenol KUŞCU;     01/06/2015, ( senolkuscu@yahoo.com)

Reklamlar

03 Haziran 2015 tarihinde KÖYÜMÜZDEN HABERLER içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 1 Yorum.

  1. Turgut KELLECİ

    Tatil anlayışımız aynı sayın hocam. Ben de sizin gibi düşünüyorum. Haa unutmadan aramıza tekrar hoşgeldiniz….Hikayelerinizi özlemiştik….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s